Oca 13
Benim Annelerim,
Trenin uğultusuna karışmış gözyaşlarımı silip, yüreğine bastırmıştı beni. Minicik elleri ile yaptığı çikolatalı pudinglerini hala aynı tat ile hatırlıyorum. Yaralı yüreğimi saklamıştı avuçlarında. Kocaman sevgiyle sarmış temizlemişti kırıklarımı.
Evini açtığı o gün anlamıştım, sonsuza kadar yaşayacak olan bağımızın temelini atmıştı aslında. Kütüphane kolundaki öğrencilik görevimde tanıdığım Fransızca öğretmeniydi. Öğretmenimdi. Sonra istemeden uğurlarken yine aynı tren uğultusunda “hep yanındayım Türk sözü, ANA sözü” diye yazdığı not ne zaman yüreğim sıkılsa hep aynı tazelikte sarar beni. Zaman geçti. Hiç bırakmadı beni. Yüreğimin kırıklarını hala da sarar ne kadar büyüsem de.
“Mutlaka siz onunla tanışmalısınız” dedi bir arkadaşım. Günlerce okuldaki odasına uğradık. Sonra bir gün not bıraktık.”Hocam yine geldik siz yoktunuz…” diye. Yine uğradık. Sonra yine.Yok yok yok…. Teneffüs zili çaldığında çaldığın da her zamanki gibi koşarak inerken merdivenleri “ İşte aradığınız öğretmen… Hanım burada” dedi arkadaş. Başımı kaldırıp üst merdivenin sonunda gördüğüm yüz bu gün hala bana aynı sevgiyle bakan yüz oldu. Kocaman siyah gözleri, her zaman kına yakılmış omuzlarındaki saçları ile her vakit yanımda olan bir arkadaş, dost, anne oldu sonrasında. Bu satırları yazarken sesi hala kulaklarımdadır. Sevgisini sesinden bile anlayabildiğiniz güzel öğretmenim. Nazım Hikmet’in şiirini .”O Mavi gözlü bir devdi…” içinize kazıyarak okur. Sevgiye küsmeden sevginin varlığını yaşatır insan kalbinde.
Kalabalık sınıfların teneffüs uğultusu yorardı beni. Karmaşık bağırtılar, koşuşanlar. O vakitlerde yorardı ama böyle seneler önce de mezun olduğunu hatırlayınca özlüyor yine de insan. İncecik bir öğretmen vardı. Derslerimize hiç gelmedi. Ama koridorda görürdüm ben dışarı çıkmadığım vakitlerde. Hep çevresi doluydu. Ne çok severdi öğrencilerini. Bende - bu öğrencilerin içinde olsam- derdim her zaman. Tanımıyordu ki beni. Ne diyecektim… Saçlarını yanlardan toplamış, çok güzel bir kırmızı ceketi vardı o gün. Kırmızı renk. Yüreğimi kanatlandıran en sevdiğim renktir kırmızı. Ve bana öğrencileri ile konuşurken –Hocam bende sizi çok seviyorum, tanışabilir miyiz ben yan sınıftan…- deme cesaretini veren renk. Seneler geçti. Bu tanışma şimdilerde anlattığımız hoş bir anı oldu.
Yaşadığı şehrin tatlı esen rüzgârlarına kaptırmıştı yüreğini artık. Gencecik yaşta kalbi bir sevdaya kapılmış sevdanın ardındaki enkaz gözlerine çökmüştü sanki. Onca zaman geçmişti onun içinde benim içinde. Arada bir duyarım sesini. Seneler geçer. Uzun aralıklarla da olsa ben çocukluğumdaki gibi sarılırım ona. Hatıralarımın ortak olduğu zaman dilimindedir gönlümüz. Aynı zamanı yaşamış olmak, düşündüğümde içime bir sıcaklık verir. Güzel bir gülüşü, dudakların da ince gülümsemesi vardır. Gözlerinde aynı içtenliği her zaman gördüm. Bilirim yüreğindeyimdir. Bilir ki; her daim içimde saklarım onu.
Aileyi toparlayan, ayakta tutan kadındır bizim geleneklerde. Çocuklar, okul, ev vesaire ile geçen hayatta her şeyi dengeleyen birbirlerine asla karıştırmadan yaşatan sağlam anneler vardır. Bu annelerin yürekleri o kadar geniştir ki – bana göre- kendi aile fertlerinin dışında dışarıdan birilerini de bu çemberinin içine katıksız, ayırmaksızın dahil ederler. Aynı sevgiyle sarılırlar ve aynı evlat sevgisini yaşatırlar sana. Görüşmelerin dışında hafta sonlarında seni de ister ailecek yeme yemenin keyfini beraber paylaşmak için. Çünkü dedim ya o yürek öyle büyüktür ki senide dahil etmiştir işte artık yüreğindeki diğer parçalara. O gün pazara gidilmiştir. Anne akşam yemeğini hazırlarken kızıyla sohbet eder. Baba gelmemiştir daha. Yemek hazırlanır. Anne hazırdır ailesini toplamaya. Aynı sofrayı paylaşmaya. Ve hep aynı saatte kapı çalar. Baba gelir. Aileyi yaşatan annedir dedim ya. Bunu en çok gördüğüm kişidir. İçimde tarif edilmez derinliklerde bunu aile, evlat, sevgi, şevkat… daha sayamadığım duyguları yaşatan yüreği geniş güzel bir annedir o.
Anneler çocuklarını ayırmadan sever-derler. Kız ya da erkek fark etmez. Ama oğlu olan ya da kızı olan bir anne ister istemez kızı var ise oğlu, oğlu var ise kızı olsun duygusunu da geçirir içinden mutlaka. Oğulları ile mutlu bir anne daha tanıyorum. Gözleri derin deniz kadar derin yeşil gözleri. Zamanın parçalarını gömmüş o derin yeşillerine. Güneş yakar ısıtır gözlerini bazen. Sımsıcaktır. İşte bu gözlerde bilirim ki benim yerimde bir ayrıdır. Yüreğimden hissetmişimdir ki kızıyımdır onun. Öyle sarılır, arayamasam da arar hiç sıra beklemeden. Gönül koyması yoktur. Katıksız, hesapsız seven bir anne yüreğidir onun kalbi.
Bu yazdığım annelerin yeri ayrıdır bende. Tüm annelerin …. Diye bir cümle kuramayacağım ben ama; Anne olup da “ANNE” olmayı da bilenlerin gününü kutluyor ellerinden öpüyorum.
Sevgiyle Kalın
Ama yalnız değil,
Yazı Melis Morsallı
12.05.2008 - 11:30


