Jamal Malik, Mumbai’nin gecekondu mahallelerinden birinde yaşayan 18 yaşında bir yetimdir. Hindistan’da katıldığı “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasında 20 milyon rupi kazanmasına sadece bir adım kalmıştır. Ama şova ara verildiğinde, bir sokak çocuğunun bu kadar büyük başarıyı ancak hile yaparak yakalayabileceğinden şüphelenilip tutuklanır. Suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan Jamal, kardeşiyle birlikte kenar mahallede geçen yaşamını, mahalle çeteleriyle olan ilişkilerini ve tek aşkı Latika’yı yeniden bulma çabasını anlatmaya başlar. Yarışmadaki her sorunun cevabı Jamal’ın inanılması zor ama gerçek hikâyesini ortaya çıkartacaktır. Fakat sadece bir soru gizemini korur…
Film, Frank ve April Wheeler çiftinin bakış açısından Amerikan evlilik kurumunun etkileyici bir portresini çiziyor. 1950’ler Amerika’sında geçen öyküde modern ilişkilerde yansımasını bulmuş bir soru gündeme geliyor: İki insan birbirinden ayrılmak zorunda kalmaksızın sıradan hayat düzeninden kopmayı başarabilir mi?
Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road’daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar.
Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken, April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.
Kaderlerinin gidişatını değiştirme isteğiyle yanıp tutuşan April, her şeye yeniden başlamak için cesur bir plan geliştirir. Connecticut eyaletinin konforunu arkalarında bırakıp Paris’in bilinmeyen dünyasına gideceklerdir. Ancak planı uygulamaya koyunca Frank ile April’in artık birbirine zıt iki ayrı kutupta olduğu ortaya çıkar. Birisi elindeki her şeyi geride bırakıp her ne pahasına olursa olsun kaçmak isterken, diğeri sahip oldukları her şeyi korumaktan yanadır. Üstelik uzlaşma şansları da yok gibidir.
Gerçek bir hikayeden yola çıkarak senaryolaştırılan Limon Ağacı, evinin yakınına İsrail Savunma Bakanı’nın taşınması ile hayatı alt üst olan Filistinli bir kadının hikayesini anlatıyor.
Katıldığı hemen her festivalden ödülle dönen Limon Ağacı, bir anda potansiyel terorist muamelesi gören, manevi bağlarla bağlı olduğu topraklardan zorla çıkarılmak zorunda bırakılan bir halkın bildik öyküsünü, farklı bir şekilde anlatıyor.